Röportajlar

Prof.Dr.Ferit Demirkan: Estetik cerrahide özellikle burun konusunda Türklerin haklı bir şöhreti var!

ipekile
Tarafından Yazılmıştır ipekile

Biz kadınlar, bir taraftan çocuk sahibi olmak isteriz diğer taraftan da bedenimizin deforme olmasından çok korkarız. Ama şu bir gerçek ki; anne olan kadının bedeninde deformasyon kaçınılmaz. Az yada çok hamilelik, doğum ve sonrası süreçte, vücudumuzla birlikte duygularımız da değişiyor. Anne olduktan sonra yeni bir beden doğuyor , bazen eşlerde yeni bedenimizi yadırgayabiliyor. Bu da işin başka bir yönü ama endişelenmeye gerek yok! Çünkü “Güzel Anne” bedenine kavuşmamız mümkün. Peki nasıl mı?

Plastik Cerrahi ve Estetikle ilgili aklıma gelen herşeyi Fulya Acıbadem Hastanesi’nde sizlerin adına Prof. Dr. Ferit Demirkan’a sordum.  Bence sihirli değnek estetik cerrahinin elinde…

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ben Kayseri doğumluyum, Çerkez bir aileden geliyorum. Tıp Fakültesi’ni Hacettepe’de İngilizce Tıp’ta okudum. Kız kardeşim de  benimle aynı okulda aynı dönemde ama Türkçe Tıp okuyordu. Sonra ben Gazi Üniversitesi’nde plastik cerrahi ihtisasına başladım. Kız kardeşim çocuk doktoru oldu. İhtisasımın 3. yılında bölüm beni Amerika’da Utah Üniversitesi’ne bir mikrocerrahi merkezinde araştırma fellowu olarak çalışmak üzere gönderdi. O dönem ülkede bir mikrocerrah açığı vardı. Orada Dr.Maria Siemionow’la beraber 2 yıl transplantasyon konusunda çalıştım. Orada iken karşılaştığım bir Ph.D. doktoru beni ülkesine, Taiwan’a, klinik bir fellowluk yapmam  üzere davet etti.  İhtisasımı bitirince orada Chang Gung Üniversite’sinde 1 yıl mikrocerrahi fellowluğu yaptım. Sonra askerlik için dönmem gerekti. Kendi başıma çalışmak istediğim için yeni açılan Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Plastik Cerrahi Bölümünü kurdum, 10 yıl orada kaldım. Bu sürede Gents’te kısa bir meme cerrahisi fellowluğu yaptım, Avrupa Board’un geçtim, profesörlüğümü aldım. 2010 yılında Acıbadem Fulya Hastanesine başladım. İki yıldır da Acıbadem Üniversitesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı başkanıyım.

Bu kariyer süresinde Türk Mikrocerrahi Derneği Başkanlığı ve Türk Plastik Cerrahi Derneği sekreterliği yaptım. Başka uluslararası derneklerin de kurucu üyeliklerini yaptım. Amerika’daki hocam Dr.Siemionow, 2008’de Amerika’daki ilk yüz naklini gerçekleştirdi. 2010 yılında ben de Ömer Özkan ile Türiye’de ki ilk çift kol naklini yaptım.

Neden Plastik Cerrahi ve Estetik dalını seçtiniz?

Liseyi bitirirken meslek seçimi konusunda bir test almıştım. Orada ilk ilgi alanım sinema/tiyatroda yönetmenlik, ikinci eğitmenlik, 3. yü hatırlamıyorum, 4. sü sağlıkla ilgili branşlar çıkmıştı. Aslında belki de  güzel sanatlar fakültesine girmeliydim. Ama 1980’li yıllarda bunlar iş sayılmıyordu. Üstelik babam da doktordu ve onun gibi eski doktorların hayatı hiç de fena değildi. Ben de aslında onun gibi muayenehanesi hastalarla dolup taşan bir hekim olmak için tıbbı seçtim. Sanırım sonra sanata ilgim plastik cerrahiyi seçmeme, eğitmenliğe ilgim de muayenehane yerine akademik bir kariyer yapmama sebep oldu.

Doğumdan ne kadar zaman sonra estetik ameliyatı önerirsiniz?

Doğum sonrası estetik konusunda farklı yaklaşımlar var. İdeal zaman konusu da bu şekilde. İşi sezaryen sırasında abdominoplasti yapmaya kadar götürenler var. Ancak bu bence gereksiz alınan bir risk. Neden mi ?  Hiç bir ameliyatın garantisi yok, estetik ameliyatlar içinde de en risklisi aslında abdominoplasti. Çünkü karına uygulanan germe ve basınçla bacaklardan kan dönüşü yavaşlıyor ve riskli kişilerde derin ven trombozu gelişebiliyor. Bu hastada akciğer embolisine ve hatta ölüme bile yol açabilir. Üstelik hamilelik derin ven trombozu için riski arttıran bir durum. Yeni doğan bir bebeğin annesinin estetik bir ameliyatta kaybedilmesi düşünülemeyecek bir durum.

Meme estetiğine gelince, karşımıza süt verme problemi çıkıyor. İdeal olarak annenin bebeği 1 yıl emzirmesi gerekiyor. Emzirme bittikten sonra da bir müddet meme dokusunda süt kalıyor. Dolayısı ile bu sürecin beklenmesi gerekir.

Pek konuşulmayan 3. Bir konu ise bebeğin psikolojik olarak ilk 2.5 yıl anneye çok bağımlı olması. Sağlıklı bir kişilik yapısı da tam bu dönemde şekileniyor. Psikologlar bu dönemde annenin 1 hafta bile ayrı kalmasının bebekte psikolojik sıkıntılar yaratabileceğini belirtiyorlar. Bir anda anne ile temasın ortadan kalkması çocukta terkedildiği duygusunu yaratabiliyor ve psikolojik gelişimin basamaklarında  takılmalar yaratabiliyor.

Bu nedenlerle ben şahsen en az 2 yıllık bir bekleme süresi ve sonrasında çocukla yakın iletişimin devam ettirilmesini öneriyorum.

Her zaman vardı ama sanki son 10 yılda estetiğe ilgi oldukça arttı. Bu kadar genç ve güzel görünmek doğru bir şey mi?

Estetik cerrahiler ve medikal estetik işlemler keyfe keder işlemler, yani bir çeşit kişisel lüks. Dolayısı ile toplumun gelir seviyesi ile de ilgili. Son 10 yılda kişi başına düşen gelirimiz katlandı. Bence bunun bir yansıması.

Doğru mu sorusuna cevabım ise ‘tabii ki’ ! İnsanın kendine zaman ayırıp bakması iyi bir şey. Nasıl dişlerimizi 6 ayda bir temizletiyorsak, yüzümüzdeki yıpranmayı gidermek için de yılda 1 kez peeling veya fraksiyonel lazer yaptırmak dokuların kullanım süresin arttırıyor. Üstelik bazı estetik sorunlar sağlığı da tehdit edebiliyor. Örneğin büyük memeler boyun fıtığına, sarkık bir karın bel problemlerine giriş davetiyesi gibi. Estetiğin amacı insanların kendilerini iyi hissetmelerini sağlamak. Sağlığın WHO tarafından yapılan tanımı ise bunu destekler nitelikte:  ‘Sağlık fiziksel ve ruhsal iyi olma halidir’.

Hastalarınızın çoğunluğunu kadınlar mı erkekler mi oluşturuyor? Peki biz kadınlar en çok ne estetiği yaptırmaya meraklıyız?

Hastaların % 85’ini kadınlar oluşturuyor. Bunun nedeni ise cinsellikle ilgili. Genç olmak seksi olmak demek. Seksiliğin erkekteki karşılığı performans iken, kadındaki anlamı ise tercih edilir olmak. Bu da bir rekabet yaratıyor.

Estetik ameliyatları ağrılı geçer diye kulaktan dolma bilgilerimiz var, doğru mu, ağrılı mı geçiyor ameliyat sonrası?

Estetik ameliyatların hem ağrısı, hem de şişlik, morluk gibi sorunları her geçen yıl azalıyor. Çünkü ameliyat teknikleri ve kullanılan teknolojiler gelişiyor. Yapmak istediğimiz daha az hasarla veya daha küçük bir kesiden yapabiliyoruz. Çok etkin ilaçlar, ödemi azaltmaya yarayan soğutma sistemleri var. Ağrının anatomisi de daha iyi anlaşıldı ve daha iyi yönetiliyor. Ben hastaların hastanede yattıkları dönemde ağrıdan şikayet etmelerine pek rastlamıyorum. Olursa daha çok eve çıktıkları dönemde, ağrı yok diye verilen ilaçları almadıklarında oluyor.

Diğerlerine oranla daha ağrılı estetik işlemler var mı derseniz kas altına meme protezi koymak biraz daha ağrılı bir işlem. Kemikler kırıldığı için rinoplasti de ikinci sırada gelebilir.

Estetik cerrahi uygulamalarını, plastik cerrah olmayan doktorların yapmasına ne diyorsunuz?

Maalesef bunu yasaklayan veya sınırları belirleyen kanunlar, yönetmelikler mevcut değil. Üstelik bu dünyanın her yerinde böyle. Mesela New York’da diş hekimleri meme protezi ameliyatı yapıyorlar. Onlar bunun çaresini sorun çıktığında verilen cezaları arttırarak bulmuşlar. Ben bunun çözümünün Plastik Cerrahi Derneklerinin hastaları bilgilendirmesi ve eğitmesi ile olabileceğini düşünüyorum. Çünkü hasta doğal olarak burunu Kulak Burun Boğaz Hekimi, doğum sonrası sarkan karnı da Kadın Doğum Hekimi yapar diye düşünebilir. Asıl bütün hekimler olarak karşı çıkmamız gereken konu doktor bile olmayanların yaptıkları estetik işlemler. Medikal estetik, saç ekimi gibi alanlarda büyük bir kirlilik var. Ben bütün okuyucuların estetikçisine “siz plastik cerrah mısınız” diye sormalarını, ve hatta verilen cevabı da araştırıp kontrol etmelerini öneriyorum.

Türk Plastik Cerrahisi’nin Dünya’da ki yeri nerede?

Türk Plastik Cerrahisi dünyada çok saygın bir yerde. Derneğimiz neredeyse 60. Yılına geliyor ama 60 yıl önce Avrupa’da plastik cerrahi ihtisasına dair bir program yoktu. Türk plastik cerrahlar bilimsel yayınlarda Amerika’nın ardından dünyada 2. sırada. El ve yüz nakli konusunda da en önde gelen ülkelerden biriyiz. Mikrocerrahi onarımlarda çok başarılıyız. Estetik cerrahide özellikle burun konusunda Türklerin haklı bir şöhreti var.

Estetik ameliyatları diğer ameliyatlara göre neden pahalıdır?

Aslında hiç değil. Diğer ameliyatları sağlık sigortaları ödüyor. Ödemese onların ne kadar pahalı olduğu anlaşılırdı. Pahalı gelmesinin diğer nedeni ise yine zorunlu bir sağlık gideri olmaması.

Ameliyat olmaya karar verdik, sıra doktor seçiminde, sizce nelere dikkat etmeliyiz bu seçimimizde?

Bu çok zor bir konu. Bir hekim olarak ben bile bu konuda çok sıkıntı çekiyorum. O yüzden kendi ailemdeki bütün estetik işlemleri bizzat ben yapıyorum.

Hastalar ne yapabilir ? Bence şunlara dikkat etsinler:

•      Basında, televizyonda yer alan her hekim çok iyi olduğu için oraya davet edilmiş değildir. Arka planda ciddi bir sponsorluk olayı var.

•      Kuaförünüze, güzellik merkezindeki estetisyene bir şey sormayın, orada da başka sıkıntılar var.

•      İnternetteki doktor tavsiye eden portallara, kadın gruplarındaki dedikodulara inanmayın!

•      Bugün sağlıkta en geçerli pazarlama yönteminin kendini bir işin uzmanı olarak lanse etmek olduğunun farkına varın

•      İşe yarar bir yaklaşım gerçekten ameliyat olmuş hastalara bizzat deneyimlerini sormaktır, daha da iyisi başka bir doktordan tavsiye almaktır. Doktorları en iyi doktorlar bilir.

Estetik cerrahi, insanın kaderini değiştirir mi?

Çok güzel bir soru. Yaşadığımız sistemde maalesef para ve güzellik birbirini çekiyor. Daha güzel olanlar karşılarında yeni fırsatlar buluyorlar. Ama tek başına yeterli mi? Tabii ki hayır, eğitim, donanım, en önemlisi de kişilik ve düşünce yapısı kaderimizi belirliyor.

Hastalarınız size nasıl ulaşıyor?

İstanbul’da 5 yıldır çalışıyorum. Yeniden bir hasta kitlesi oluşturmam gerekti. Sonra en çok ameliyat ettiğim hastalar bana hasta getiriyorlar. Bir de yurt dışında hasta turizmi için çalıştığımız acenteler var. Avrupa’dan estetik, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dan rekonstrüksiyon hastalarım geliyor. Ama orada da başarı yine ameliyat ettiğiniz hastaların sizi tavsiye etmesinden geliyor.

Sorularınız ve ilginiz için teşekkür ederim.

Prof.Dr.Ferit Demirkan

Acıbadem Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı

Yazar Hakkında

ipekile

ipekile

Sosyal yönü kuvvetli, iletişimde olmaya bayılan, teknoloji meraklısı, bildiğini paylaşmak için dünyaya gelmiş, kocasına aşık, Emir ve Almir’ine düşkün, ailesine bağlı, arkadaşlarını seven, okul öncesi öğretmeni bir anneyim.

Yorum Yap

error: İpek İle\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\'de Sağ Tuş Yasak :)